Blog

Yoga Eğitmeni Olmak

Yoga Eğitmeni Olmak
Yoga

Yoga Eğitmeni Olmak

Kurumsal hayatını bırakıp yoga eğitmeni olmak veya kendi işini kurmak, bir girişimde bulunmak günümüzde sıkça duyduğumuz bir hikaye. Bu yollardan geçmiş biri olarak kendi deneyimlerimi, işin arka yüzünü ve gerçekleri paylaşmak istedim.  

34 yaşındaydım, 10 senedir çalıştığım gıda ürünleri ithal eden bir şirketin Satış ve Pazarlama Direktörü’ydüm ve düzenli bir maaş alıyordum. Hayatımdaki her şey kağıt üzerinde harika görünüyordu ama kendimi mutsuz hissediyordum. Sonra yoga eğitmeni olmak için kurumsal işimden ayrıldım. Bu hikayeyi ‘Kurumsal Hayatı Bırakmak’ yazımda anlatmıştım. Şimdi ise biraz sonraki süreçten ve yoga tarafındaki yolculuğumdan bahsetmek istiyorum.

Eğitmenlik Eğitimi Süreci

Yoga eğitmenlik eğitimi, kendi özünüzle iletişime geçmenizi ve eğer eğitmenlik yapacaksanız ezberlenmiş komutları anlatmak yerine özünüzden paylaşım yapmanızı sağlayan, dönüştürücü bir süreç.

Eğitim süreci hayatınızda sorgulamadığınız birçok şeyi sorgulamanız, paylaşmanız ve üzerinde çalışmanız için bir alan sağlıyor. Eğitim sonrası işinden ve eşinden ayrılan çok oluyor 🙂 Benim için çok dönüştürücü bir süreç olmasına karşın sonrasında kendimi ders vermeye hazır hissetmiyordum, öyle bir niyetim de yoktu açıkçası. Bir yandan da kesinlikle daha çok insanın yoga yapması gerektiğini düşünüyor ve bana bu kadar iyi gelen bu uygulamayı paylaşmak istiyordum.

Bir etkinlikte amacı yogayı yaygınlaştırmak olan Yoga Vakfı’nın bir etkinliğinde vakıfa nasıl destekte bulunabileceğimi sorduğumda sıcakkanlılıkla ‘Gelip ders verebilirsin’ dediler ve böylece ders vermeye başladım. Beyaz yakalı bir marka müdürüydüm o zamanlar.

İlk dersimde tabii ki arkadaşlarım ve birkaç tanımadığım kişi daha vardı. Karşımda bir grup insan oturmuş benim ne diyeceğimi bekliyordu! Hem çok heyecanlıydım hem de çok korkuyordum. Sürekli sağ ve sol komutlarını karıştırdığım, çok yetersiz hissettiğim ve sürekli kendimi yargıladığım bir ders oldu. Ama ders bittiğinde herkesin Shavsana’dan kalkıp huzurlu bir ifade ile gülümseyerek gözlerini açtığını gördüğümde kendimi inanılmaz hafif ve güçlü hissettim. O gün birine iyi hissettirebilmenin ne kadar büyük bir güç olduğunu anladım, Yoga Vakfı’nda bağış usulü ders vermeye bir süre daha devam ettim ve eğitim aldığım Cihangir Yoga’da bir sonraki staj dönemine yazıldım.

Staj ve Asistanlık 

Staj programı kapsamında, 6 ay boyunca Cihangir Yoga’da ders verme, tecrübeli hocalarla birebir çalışma ve mentörlük alma imkanım oldu. 

Beni çok besleyen bu süreci kurumsal işimde çalışmaya devam ederek tamamladım, bir yandan da 300 Saatlik İleri Seviye Eğitim Programı’na ve stüdyoda pratiklerime devam ettim. Bence bu program, özgüveni, sınıf hakimiyetini, ders verme kalitesini ve anlatım dilini kesinlikle çok geliştiriyor.

Staj programı sonrasında asistanlık süreci geliyor, yine minimum 6 aylık bir süreç.

İlk asistanlığımı işten erken çıkamadığım ve derse yetişemediğim için bırakmak zorunda kaldım. Öğrenmek ve keyif almak istediğim birşey bende stres yaratsın istemedim.

Her staj programında, o sene mezun olanlara öncelik verildiğinden dolayı bir sonraki programa katılma şansım olmadı. Zaten işim de fazlasıyla yoğun olduğu için bir kez daha başlayıp bırakmak istemedim. Üzerinden 1 sene geçtikten sonra tekrar başvurdum, benim için ulaşımı en zor stüdyo olan Caddebostan’da bir ders verildi. Ben de arayıp ‘Taksim’de çalışıyorum, ne olur Cihangir’de bir ders olsun da geç kalmadan, stres yaşamadan gidebileyim’ diyerek durumu anlattım. Son birkaç gün kala bir şekilde ayarlandı ve asistanlığa başladım. 

Kurumsal İşimden Ayrılma Süreci

Kurumsal hayatımda artık işimle uyumlu olmadığımı, bu ortamın benim için artık tatmin edici ve sağlıklı olmadığını fark ettim.

Evde kendi pratiğimi oluşturmaya ve tekrar ders vermeye niyet ettim, bu niyetle de salonumun dekorasyonunu değiştirdim ve alan açtım.

Birden özel ders almak isteyenler bana ulaşmaya başladı. Uzun zamandır, görmediğim bir arkadaşım aradı ve yoga yapmak istediğini ancak stüdyoya gitmek istemediğini, güvendiği biriyle çalışmak istediğini söyledi, ‘Ben seninle yoga yapmak istiyorum’ dedi. Peki dedim, ne güzel zaten evrenden bunu istemiştim. Sonra kardeşinin bir arkadaşı da yogaya başlamak istiyormuş, güzelim, balerinim Dicle geldi, onunla da derslere başladık. Aynı zamanlarda evime yakın, yeni açılan bir stüdyoda da ders vermeye başladım. 

Zamanımı kurumsal bir işe adamak yerine, beni besleyen ve başkalarına da daha fazla fayda sağladığını düşündüğüm yoga öğretmeye adarsam ne olacağını merak ettim ve işimden istifa ettim. Çoğu kişi bunu ‘cesur bir karar’ olarak görebiliyor ama bence mutsuz olduğunuz ve olacağınızı bildiğiniz bir seçimi yapmak daha büyük cesaret istiyor. 

Bu kararı verirken çok yoga eğitmeni olması benim kararımı sorgulamama sebep olmadı çünkü önüme açılan yolu ve içimden gelen bu güçlü niyeti dışarıda olana göre şekillendirmek istemedim. Kalbimden geleni yapmanın her zaman en doğrusu olduğuna ve sonunda olması gereken neyse ona evrileceğine olan inancım tam.

İşimden istifa ettikten sonra hem para biriktirmek hem de önümü görmek ve planlamak için 3 ay daha çalışmaya devam ettim. Ayrıldığımda Cihangir Yoga ve Hillside’da ders veriyordum, ayrıca özel derslerim de vardı. Hatta işi bıraktığımı ve artık tam zamanlı yoga eğitmeni olacağımı söylediğimde ‘Sen zaten yoga öğretmiyor muydun, başka bir işin de mi vardı?’ diyenler oldu. 

Yoga eğitmenlik eğitimi bittiği gün eğitmen olmuyoruz veya öğrenciler kapımızda sıraya girmiyor. Öğretme deneyimi kazanmak, öğrenci edinmek ve kendi yolunu çizmek bir süreç. En baştan ve sıfırdan başlıyorsunuz, bu her iş dalı için geçerli. Tüm bu asistanlık, stajyerlik ve ders vermeye başlama dönemlerimi, kurumsal ve düzenli gelirimin olduğu bir işte çalışırken tamamlamak tabii ki finansal açıdan beni rahatlattı ve üzerimdeki stresi azalttı. Aynı zamanda kurumsal hayatımda edindiğim çevre sonraki yolculuğumda bana her zaman fayda sağladı.   

Yoga Eğitmeni Olmak Hayatımda Neleri Değiştirdi?

Sabahın köründe işe gitmeden makyaj yapmak, topuklu ayakkabı giymek gibi kavramlar hayatımdan çıktı ama aynı heyecanla sabah erkenden uyanıyor ve ders veriyor veya kendi pratiğimi yapıyorum. Zaman ve iş planımı istediğim gibi yapabiliyorum.

Ne kadar çok ve gereksiz kıyafetim ve eşyam olduğunu anladım, çoğunu sattım. Neredeyse hep tayt giyiyorum. 🙂

Her anlamda daha az tüketmeye başladım. Kesinlikle dışarıda çok daha az yemek yiyorum ve ne yediğimi, yediğimin nereden, nasıl geldiğini çok daha fazla önemsiyorum.

Pandemiden sonra çoğumuz için böyle tabii ama evim aynı zamanda çalışma alanım oldu. Evimde çok daha fazla zaman geçirmeye başladım.

‘Yoga Hayatımı Nasıl Değiştirdi?’, daha detaylı bir yazı yazmıştım, buraya bırakıyorum.

Yoga Eğitmeni Olduktan Sonra Ne Zorluklar Yaşadım?

Çalışma Saatleri

Tüm gün bir bina içerisinde oturuyor olmak kurumsal hayatımda beni en rahatsız eden şeydi. Dokuzdan altıya çalışmıyor olmak harika ama genelde bunun dışındaki saatlerde çalışmam gerekiyor. Yani; herkes işten çıktığında ben işe gidiyorum. 

Haftasonları, sabah ve akşamları ders veriyorum, gün içerisinde ise planlama, araştırma ve paylaşımla geçiyor. Ders saati olarak hesapladığımda daha az görünse de aslında önceki işimden zaman olarak çok daha fazla çalışıyorum.

Düzensiz Gelir

Düzenli bir gelir elde etmemek ve elde ettiğiniz gelirin çalışma performansınıza bağlı olması bir stres faktörü olabiliyor. Bir stüdyoda ders verecekseniz, kurulu bir düzeniniz ve öğrencileriniz oluyor ancak kazanç potansiyeliniz sınırlı. İster bağımsız olarak öğretmenlik yapın, ister stüdyoda çalışın, öğretmenlik hayatınız, özellikle başlangıç ​​aşamasında maddi açıdan hazırlıklı olunması gereken bir dönem olarak görülmeli.

Seyahat Etmek

Düzenli gelirim olduğu dönemdeki kadar sık, keyif amaçlı seyahat edemiyorum. Ne yalan söyleyeyim, bazen herşeyin karşılandığı iş seyahatlerimi özlediğim de oluyor.

Bir yandan da seyahat ettiğimde daha uzun süreler kalabiliyorum. Seyahatlerimi işimle birleştirmeye çalışıyorum. İşten ayrıldığım yaz dünyada gitmek istediğim yoga festivallerini araştırmış ve bir liste oluşturmuştum. Düzenli, maaşlı çalışan hayatımdan vazgeçmem sonucu bu festivallere gitmem pek mümkün olmadığı için Bhakti Festivali ve Bali Spirit Fest‘de gönüllü olarak çalışarak harika deneyimler yaşamış ve seyahat etmiştim.

Kendi Motivasyonunu Sağlamak

Bir stüdyoya bağlı olmadan bağımsız olarak ders veriyorsanız her zaman aynı motivasyonu sürdürmek zorlayıcı olabiliyor. Böyle dönemlerde beni besleyen seyahatlere gitmeye, yeni bir eğitim almaya, beni besleyecek bir yoga topluluğu ile bir araya gelmeye ve neden bu yolu seçtiğimi hatırlamaya ihtiyaç duyuyorum. 

Kurumsal Hayatın Yansımaları

Bir stüdyoda çalışıyor ve bir topluluk içerisinde bulunuyorsanız bunun da kendi sorunları oluyor. Kurumsal hayatta ne yaşanıyorsa benzerleri stüdyo içerisinde, stüdyolar ve ekoller arasında da yaşanabiliyor. 

Yoga eğitmenliği sertifikasını almak kolay gibi görünebilir ama yoga eğitmeni olmayı seçmek kurumsal hayattan çıkmanın asla kolay bir yolu değil. Kendi zorlukları, dersleri ve rutinleri olan başka bir iş.

Yoga eğitmenliği bir kaçış yöntemi değil, kendi hayatınızı ve öğrencilerinizin hayatını zenginleştirmenin bir yolu olmalı. İyi bir öğretmen olmak için uygulamanızın ışığı, bağı ve nezaketi yaymanın bir yolu olarak var olduğunu kabul etmelisiniz. 

Son olarak burada da tekrar etmek istiyorum; sorun kurumsal hayatta değil egolarımızın esiri olan ve o kurumsal dünyayı yaratan bizlerde. Biz değişmedikçe kurumsal dünyayı bırakmak bir fark yaratmayacak.

Yoga eğitmeni olmayı seviyorum ancak bu seçimim de beraberinde farklı sorunlar getirdi. Bunlar da bana yine farklı bir yol açtı ve İstanbul’dan Datça’ya taşındım. Bu da bir sonraki yazının konusu olsun.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir